@edabilol ile çok eğlenceli geçen bir ders gününden geriye kalanlar... Yani aslında sıradan herhangi bir günümüz desek daha doğru olur 😂💃🏽🎹🎤🎶 #şandersi #doğancemakademi ile #isbirligi #kesfet
Film setleri akımına ben de sevdiğim ressamlarla katılayım dedim. Detaylı anlatım için teşekkürler. 🥂🙏🏻🪄 @ozansihay
Bolca yaratıcı, sağlıklı, keşifli bir yıl olsun!
#aiart #aiartworks #picasso #monet #yapayzeka
Üçüncü Perde: Şimdi gerçekten kendin olma zamanı!
Evet biliyorum biraz ürkütücü. Epeyce cesaret isteyen, çokça kırılgan, hassas bir yer. Bir o kadar da özgürleştirici. Düşünsene tüm o ağırlıktan bir hamle ile kurtulmak mümkün! Kendin olmak güvenli. Kalıplara, etiketlere, maskelere, tonla makyaja ihtiyacın yok. Ne dersin? Hazır mısın? Haydi çık sahneye ve başlasın üçüncü perde!
🎨: @yarenmanas.art
🎬✒️: @edabilol
#yarenmanas #contemporaryartwork #modernartist #modernsanat #çağdaşsanat #dualipa
🇹🇷Heykeller durmaz aslında…
Carole A. Feuerman, hipergerçekçi tarzıyla kadın bedenini, suyla birlikte yeniden kurguluyor.
Bu video, onların fısıltılarını duyuruyor.
🇺🇸Sculptures don’t truly stand still…
Carole A. Feuerman reimagines the female body through water, in hyperreal form. This video lets them whisper back.
Art credit: carolefeuerman
Video&Voiceover: @edabilol
#CaroleFeuerman #Hyperrealism #KadınSanatı #ÇağdaşHeykel #SuVeZarafet WomenInArt #ContemporarySculpture #WaterAndGrace #aiart #aicontent #yapayzeka
#Repost
ARTcontact İstanbul 2025’i tamamladık…
Bu yıl, fuar alanımız olan Yenikapı’nın hemen yakınında gerçekleşen Galatasaray şampiyonluk kutlamaları nedeniyle birçok yol kapatıldı. Ne yazık ki bu durum, pek çok sanatseverin fuara ulaşmasını engelledi. Sanatın, toplumla buluşmasının önüne bu tür engellerin çıkması düşündürücü. Kamusal alanların herkes için erişilebilir olması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz.
Tüm zorluklara rağmen bizimle birlikte olan, eserleriyle fuara renk ve derinlik katan kıymetli sanatçılarımıza en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Güleryüzlü işbirlikleri, üretkenlikleri ve dostluklarıyla fuarın ruhunu inşa ettiler.
Ve elbette yolu düşen, düşürmeye çalışan, her şeye rağmen gelen tüm ziyaretçilerimize de sonsuz teşekkürler… Onların ilgisi, sanata olan bağlılıklarını ve bizlere güç veren varlıklarını bir kez daha gösterdi.
Sanatla kurduğumuz bu bağ, her koşulda yaşamaya devam edecek. Birlikte daha nice fuarlarda buluşmak dileğiyle.
upArt | @whats_upart
#artcontact #art #artfair #sanat #fuar #whatsupart #upart #artoftheday #contemporaryart #artcollector
@kayhaninatolyesi@kafambionline@yarenmanas.art@ekinyukselceramic@filiztopart@cemalettn_yildiz@artcontactistanbul@mavipoyraz1@semih.kaplan.gallery@ozgureryilmazart@eceknskn@isikdenizbayazit@sunkissedcera@ekrem.serif.egeli_art@pelinozgocen@aliduzenliart@mustafaasonmez@izzet.arda.onursan@necatiseydiferahoglu@nferahoglu@selcukyilmaz.art #serdarleblebici #erdalleblebici #artcontact
Gece yarısı bir Amerikan lokantasında, zaman kırılıyor.
1942’de Edward Hopper’ın fırçasından dökülen yalnızlık, 1994’te Tarantino’nun silahlarıyla sarsılıyor.
Normalde sessizliğin ve yabancılaşmanın resmi olan “Nighthawks”ta, şimdi Pulp Fiction’ın unutulmaz karakterleri boy gösteriyor:
Vincent Vega tetikte, Jules derin bir sohbette,
Honey Bunny ise tezgâhın üstünde çığlık gibi dikiliyor.
İki farklı dönem, iki farklı dünya…
Biri soğuk gözlem, diğeri kanlı diyalog.
Ama ortak bir sahnede buluşuyorlar:
Amerikan rüyasının gölgesinde geçen bir gece.
#edwardhopper #pulpfiction #pulpfictionedit #nighthawks #vincentvega #honeybunny #digitalart
Digitalart credit: @norrobey@whats_upart@wupa.news@exclusive_art_editions@edabilol
The Two Fridas – Frida Kahlo (1939)
Bir kadının iki kalbiyle konuşan otoportresi.
Frida Kahlo, “The Two Fridas” adlı bu tabloyu, büyük aşkı Diego Rivera’dan ayrıldığı yıl yaptı. Bu resim sadece bir ayrılığın ardından duyulan acının değil, aynı zamanda ikiye bölünmüş bir kimliğin, bir kadın bedeninde çarpışan iki ruhun görsel ifadesidir.
İki Frida yan yana oturur. Biri, Avrupa etkisinde giyinmiş zarif bir kadın; kalbi açıkta, kesilmiş damarından akan kan, kucağındaki makasla birleşir. Diğeri, geleneksel Meksika kıyafetleri içindedir; kalbi sağlamdır, Diego’nun küçük bir portresini elinde tutar.
İkisi arasında ince bir damar uzanır; biri yaşatır, diğeri kanar.
Bir taraf güçlüdür; diğer taraf, sevgisizliğin neşteriyle yaralı.
Frida, yalnızca kendini resmetmiyor bu tabloda; bir halkın, bir kadının, bir sanatçının parçalanmışlığını gözler önüne seriyor. Kolonyal geçmişle yerli kökler, kadınlıkla acı, aşk ile ihanet, geçmiş ile şimdi… Her şey bu iki figürde çatışır.
Ama belki de en çok şunu haykırır bu tablo:
“İkiyim ama bir bedenim. Acım kadar varım.”
The Two Fridas, sadece bir ayrılık tablosu değil, kendi içinde bir ülke olan kadının resmidir.
#fridakahlo #thetwofridas #painteveryday #ressam #arthistory @whats_upart@edabilol@wupa.news@exclusive_art_editions
Bir kadın, bu şarkıyı bin yıl önce yazdı.
Hildegard of Bingen (1098–1179), bir Alman başrahibe, azize, kâhin, şifacı, besteci, mistik ve çok yönlü bir bilgindi. Ayrıca kendi dilini de icat etti.
Üç yaşından itibaren ilahi vizyonlar gördü ve Orta Çağ’dan günümüze ulaşan en fazla şarkıyı yazan besteci oldu. Tarihte bilinen ilk müzikal tiyatro eseri olan Ordo Virtutum’u yarattı.
Kadınların liderlik rollerinden dışlandığı bir dönemde, imparatorlar ve papalar tarafından danışılan bir figürdü. Onun müziği, geleneksel Gregoriyen ilahilerden farklı olarak geniş monofonik melodilere sahipti.
Kilisedeki yolsuzluklara karşı cesurca uyarılarda bulundu. Papa’nın manastırına getirdiği yasaklamaya rağmen hayatta kaldı. Seksenli yaşlarında kendini savundu ve kazandı.
Ayrıca, çevreyle ilgilenmenin insanlığın ilahi bir görevi olduğunu savunan “viriditas” kavramının öncüsüydü—modern çevreciliğin yüzyıllar öncesinden habercisiydi.
Cenazesinde, rahibeler gökyüzünde garip ve kutsal bir ışık gördüklerini iddia ettiler.
“Kim olduğunu ilan etmeye cesaret et. Sessizliğin kıyısından, konuşmanın sınırlarına olan yol sandığın kadar uzak değildir.”
— Hildegard of Bingen
#hildegardofbingen #rahibe #ortacag #ordovirtutum #viriditas #çevrecilik #öncü #müzikal #tiyatro
@whats_upart@edabilol@wupa.news@exclusive_art_editions
Bazen #ampulsüzdahagüzel…
Çünkü ışık her zaman dışardan gelmez.
Karanlıklar çoğaldığında, biz parlamayı seçtik.
Biliyoruz; bunlar son çırpınışlar…
Yoruluyoruz, bunalıyoruz…
Ama en çok da ışıldıyoruz.
Çünkü biz, birbirimize ışık olduk.
Kalpten kalbe akan bir parıltı gibi,
Kol kola, can cana kenetlendik.
Ve bu bağla…
Her eşiği aşarız.
Her karanlığı deleriz.
Çünkü biz, karanlığa rağmen değil,
Karanlıkla birlikte parlamayı öğrendik.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#ampul #dayanisma #ışık #karanlık #umut #adalet #justice #freedom #beyazıt #istanbulüniversitesi #özgürözel #poem #pikachu
Heykeltıraş Onur Çanka, özellikle ahşap malzeme üzerine yoğunlaşan çağdaş bir sanatçıdır. 1984 doğumlu olan Çanka, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nden mezun olduktan sonra sanat yolculuğuna farklı malzemelerle deneysel çalışmalar yaparak başladı. Zamanla doğal malzemeye, özellikle ağaca yönelerek kendine özgü bir ifade dili geliştirdi.
Çanka’nın atölyesi bir süredir Alaçatı’da yer almakta. Burada, eski ağaç gövdelerini veya ömrünü tamamlamış ahşapları yontarak figüratif ve soyut heykellere dönüştürüyor. Eserlerinde doğayla iç içe olma hali, zamanın izleri ve yolculuk temaları ön planda. Homeros’un Odysseia destanından ilham alan çalışmalarıyla mitolojik anlatıyı günümüz malzemesiyle yeniden kuruyor.
Ayrıca Çeşme Belediyesi ile yürüttüğü projelerde, kamusal alanlardaki ölü ağaçları oldukları yerde sanat eserine dönüştürerek doğayla sanat arasında kalıcı bir bağ kuruyor. Hem bireysel hem de kamusal üretimleriyle Onur Çanka, çağdaş heykel sahnesinde dikkat çeken bir yer edinmiş durumda.
#art #heykel #heykeltraş #onurcanka #sculptor # sculpture #wood #artofinstagram #contemporaryart #alaçatı #artcollector #artgallery #whatsupart #pikachu #nature #izmir #sanat
@whats_upart@edabilol@onur.canka@wupa.news@exclusive_art_editions
Yaklaşıyoruz…
Guernica artık bir resim değil, bir sahne.
Zaman çatlıyor, yüzey derinleşiyor…
Figürler kımıldıyor.
Acı, boyut kazanıyor.
Sessiz bir çığlık gibi büyüyor önümüzde…
Yerde bir beden…
Parçalanmış.
Ayağı ters dönmüş, kolu kopmuş…
Ama hâlâ bir hikâye anlatıyor.
Savaşın dili yoktur; bedeni vardır.
Hemen üstünde;
Kucağında cansız bebeğiyle bir anne…
İsyan ediyor göğe doğru.
Ama gök, sağır.
Savaşta anneler dua eder, Tanrı susar.
Ardından bir boğa beliriyor.
Gözleri kımıldamıyor,
ama içinde bir kasırga kopuyor.
Güç değil bu;
kayıtsızlığın heykeli.
Boğanın ardından,
karanlıkta ince bir çırpınış…
Yaralı bir kuş...
görmekten değil, yanmaktan ibaret bir göz.
Ve bir el uzanıyor karanlığa…
Titreyen parmaklarında bir kandil.
Alev küçük, ama inatçı.
Sanki bu karanlığa rağmen,
“Ben hâlâ buradayım.” diyor.
Sonra bir yüz…
Bükülmüş, yorulmuş…
Ama hâlâ duyan, hâlâ düşünen…
Gözlerinde acıdan çok,
anlamaya çalışan bir sessizlik var.
Ve ortada bir düğüm:
İç içe geçmiş iki beden.
Birinin başı göğe, diğerininki yere…
Eller havada, dudaklar aralanmış.
Ne yakarış, ne öfke —
yalnızca bir kırılma anı.
İnsanın insanla çatıştığı yerde,
tarih bir an durur.
Ve sonra at…
Gövdesi bükülmüş,
ağzı açık, dili dışarıda…
Bir hayvan değil artık;
acıya dönüşmüş bir ses.
Sanki tüm tablo onun çığlığında toplanıyor.
Kırık bir kılıç, yerdeki bir el…
Avucunda bir çiçek.
Hayat, bazen en sessiz yerde direnmeye devam eder.
Guernica bittiğinde,
aslında başlamış olur.
Çünkü bu resim bakmak için değil,
hatırlamak için yapılmıştır.
#guernica #picasso #spain #italy #germany #war #art #spanishcivilwar #franco #chaotic #madrid #tragedy #humanity #scream #artoftheday #aiart #3d
Video credit: Anonim
Gölgelerin Ardındaki Işık | Claire et Antho’nun Şifa Veren Sanatı
Fransız performans ikilisi Claire et Antho, sahnede yalnızca dans etmiyor; aynı zamanda izleyicinin iç dünyasına ayna tutan, duygularla örülü bir yolculuk sunuyor. Claire Théault ve Anthony Figueiredo’dan oluşan bu ikili, çağdaş dans, fiziksel tiyatro, video projeksiyonları ve canlı gölge oyunlarını bir araya getirerek performanslarında benzersiz bir estetik yakalıyor. Ancak onları özel kılan yalnızca teknik ustalıkları değil; aynı zamanda ruh sağlığına dokunan, içsel kırılganlıkları görünür kılan anlatıları.
Özellikle “Souvenirs” ve “Sur un fil” gibi performanslarında geçmişin yüklerini, kayıpları ve yeniden başlamanın zorluklarını işliyorlar. Dans eden gölgeler, bir çocuğun hatırası kadar kırılgan; sessiz sahneler, bastırılmış bir duygunun fısıltısı gibi. Bu gösteriler, yalnızca izlenmek için değil, hissedilmek için var. Ve hisseden her izleyici, kendi iç dünyasına açılan bir kapı buluyor.
Claire et Antho’nun sanatı, depresyon, kaygı ve travma gibi zihin sağlığı temalarını estetik bir düzleme taşıyarak toplumda farkındalık yaratıyor. Sessizlikle konuşmayı, bedenle anlatmayı başarıyorlar. İzleyiciler, yalnız olmadıklarını hissediyor; duygularının dile geldiğini, dansla anlatıldığını görüyor.
Sanat bazen tedavi edemez, ama anlayış sunabilir. Claire et Antho işte tam da bunu yapıyor: Anlatılmayanı görünür kılarak, gölgelerin ardındaki ışığı hatırlatıyor.
credit: @claire_et_antho
#claireetantho #performance #art #shadow #dance #poetic #journey #clairethéault #anthonyfigueiredo #contemporaryart #theatre #tiyatro #sanat #video #explore #silent #depression #alone #whatsupart #artoftheday #blackandwhite #france @wupa.news@kafambionline@exclusive_art_editions@edabilol